Eğitimin Yüksek Basamakları

Hayatın her alanında farklı sınavlarla değerlendiriliriz. Bazen başarı çok yakınımızda olur bazense biraz uzağımızda. Önemli olan hangi alanda olursa olsun bilinçli olmaktır.

Şu sıralar güncel konulardan olan üniversite tercihleri belki de hayatları belirleyen en önemli faktörlerden biri halinde. Peki ne biliyoruz üniversiteler hakkında? İlgilenmemiz gereken noktalar neler? Ülkemizin kendi bünyesinde ne kadar üniversiteye sahip olduğunu biliyor muyuz?

Şimdi biraz bu konulara değinmekte fayda var. Öncelikle ülkemizde devlet ve vakıf olmak üzere toplamda 170’e yakın üniversite var. Tabi birçok üniversite daha açılmaya devam ediyor. Bu rakamın içinden 104 tanesi devlet üniversitesi. Bu sayı azımsanmayacak ölçüde.

Devlet üniversitelerimiz bir çoğu akademik başarılarıyla ön plana çıkmaya başlamış ve öğrencilerin hayallerini süslemiştir. Bir iki örnek vermek gerekirse şöyle söyleyeyim; Boğaziçi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve daha niceleri. Bu üniversitelerin başarısı öncelikle öğrencilerin başarısı ile orantılıdır. Daha sonra ise akademisyenlerin başarısı dikkat çekmektedir. Doğru yöntemler kullanıldığında üniversitelerin de başarıyı yakalaması zor değil.

***

Üniversite sayısı arasında 60’tan fazla olan vakıf üniversiteleri ve başarıları ise eğitime göz kırpmakta. Yeni kurulan veya köklü vakıf üniversiteleri belli başlı başarılarıyla öne çıkmaktadır. Bunların başında öğrenciye sunduğu yaşamsal imkanlar gelir. Çünkü biliyoruz ki öğrencinin yaşam standartları başarısını etkileyen faktörlerdendir. Peki şimdi son yılların en popüler vakıf üniversitelerine göz atalım. İlk sırayı öğrencilerin de tercih yoğunluğu göz önüne alınarak Koç Üniversitesi’ne vermeliyiz. Sağladığı imkanların dikkat çeken bölümü, sağladığı eğitim kalitesi ve burs olanağıdır. Daha sonra dikkatimizi çeken diğer bir vakıf üniversitesi Ankara Bilkent’tir. Yerleşimi ve uluslar arası eğitim anlayışı ile kendi kulvarında bir çok üniversiteyi elemiştir.

Ülkemizdeki üniversiteler hakkında bilmemiz gereken tek şey kampüsünün yer aldığı alanın büyüklüğü olmamalı. Eğitimin kalitesi fiziksel ölçümlere bağlanmamalı.

***

Üniversiteniz önemli olduğu kadar hayalinizdeki mesleğiniz de önemlidir.

Öncelikle şuna karar verilmeli: “Ben mükemmel bir ev, araba vs. için mi yoksa kendimi SADECE mutlu etmek için mi meslek seçiyorum?” Bu konuda gerçekçi olmanızı tavsiye ederim.

Genel olarak bakıldığında sonu bucağı görülmeyen alanlardan biri sağlıktır hatta birincisi sağlıktır. Sağlık sektörü insanlığın başlangıcında olduğu gibi insanlık yok oluncaya kadar var olacaktır. O nedenle bir çok sayısal öğrencimizin ki sadece öğrencinin değil ailenin de hayali olan Tıp başarılınca en verimli alanlardan biridir.

Daha sonra ise teknolojinin hareketliliğini takip için mühendislik bölümleri popülitesini korumakta. Peki eğitim sektörü bitecek mi? Hayır eğitim de sağlık gibi temel ihtiyaçlardan biri oldu. Her ne kadar pedagojik formasyon meselesi akılları karıştırsa da hem eğitim fakülteleri hem de fen-edebiyat fakülteleri kendi alanlarında başarılı bireyler yetiştirmekte.

Bir de sadece bir dönem yıldızı parlayıp sönen bölümler var. Önceleri gayet iyi durumda olan ve her öğrencinin aklından bir kez olsun geçmiş olan bazı mühendislikler bu grupta yer alıyorlar.Tekstil mühendisliği gibi…

Makineleşmenin getirdiği hızla bu ve buna benzer meslekler gelişim için yeterli olmuyor. Artık istatistiklere göre en verimli alan bilişim. Hızlanan dünya düzenine ayak uydurmanın başarıyı getirdiği gözler önünde.

Sonuç olarak şu ki tercihlerimiz geleceğe yaptığımız yatırımlardır. O nedenle eğitim koşullarının ve ek olanakların sağlandığı bir üniversite ve bölüm tercihiniz sizi mutluluğa götürür.

Şunu da unutmayalım; kötü meslek yoktur sadece işini kötü yapan çalışan vardır. Bilinçli olmak bir adım önde olmaktır. Hoşçakalın…

EMRE ÇİĞDEM

20.08.2013

Yorum yapın