Psikolojik Yardım Almak Önemli

Geçmişle günümüzü karşılaştırdığımızda dünyanın ve ülkemizin gerek sosyo-kültürel gerek sosyo-ekonomik açıdan değişip geliştiğini görmekteyiz. Ülkemizde gelişen sanayi, sanayi bölgelerindeki artışla kentlerde artan iş imkânları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan köyden kente göçler, bunun sonucunda meydana gelen çok kültürlü yapı, aile yapısındaki değişmeler, teknolojik gelişmelere uyum sağlama çabası zaman içerisinde ruh sağlığı hizmetlerine duyulan ihtiyacın daha da artmasına sebep olmuştur.

Yakın bir zamana kadar psikologlar için kullanılan ve sıkça duyulan ‘deli doktoru’ tabirinin gün geçtikçe azalışı bizlere psikolojik destek almaya karşı insanlarda meydana gelen tabuların yıkılmaya başladığını göstermektedir.

Bireyler artık psikolojik yardıma ihtiyaç duyduklarında bunu fark ediyorlar. Bunun nedenleri bireysel farkındalıkların artması, kişinin kendisini ve çevresini daha çok gözlemlemeye ve önemsemeye başlaması olabilir. Ancak ne yazık ki hâlâ psikolojik destek kimi kesimler için bir lüks olarak görülmektedir.

Oysa herkes yukarıda sözü geçen gelişmelerden etkilenmekte bunun yanı sıra bireysel olarak kendisiyle ya da çevresiyle ilgili sorunlar da yaşayabilmektedir.

***

Bu duruma aile boyutunda bakarsak özellikle kendi kültürel yapımızı göz önünde bulundurduğumuzda ebeveynlerin çocuklarına, çocukların da ebeveynlerine karşı bir sorumluluk hissettiği gerçeğini görürüz.

Kimi zaman bu sorumluluk kişilerde kaygıya, strese yol açmaktadır. Bu ve buna benzer tüm duyguların dengeli bir biçimde yaşanamaması veya hayat içerisindeki sorunlara çözüm bulunamaması psikolojik rahatsızlıkları tetikleyecektir.

Psikolojik destek alma nedenlerine göz attığımızda Uzm. Şeref Özer’in yazısında gördüğümüz üzere 15-55 yaş arasındaki nüfusun psikolojik rahatsızlıkları arasında yaygın biçimde depresyon ve anksiyetenin olduğu görülmektedir.

Bunun yanı sıra özellikle öğrencilerin psikolojik yardım alma sebeplerinin, okulda öğretmen ve arkadaşlarla olan ilişkiler, aile ilişkileri, stres ve sınav kaygısıyla ilgili olduğunu görebiliriz. Bu sorunlar kaçınılmaz olarak kişinin hayatını etkileyecek ve sorunların sağlıklı bir biçimde çözülmemesi bu olumsuz etkinin zamanla daha ciddi bir hal almasına neden olacaktır.

***

Örneğin; Keskin ve Sezgin tarafından ergenlerle yapılan bir çalışmada, çalışmaya katılanların yüzde 35.4’ü başarısız olduklarını düşünürken geri kalan kısım kendini orta düzeyde başarılı ya da çok başarılı olarak tanımlamaktadırlar.

Hepimizin sosyal desteğe ihtiyaç duyduğu ve bir çoğumuzun da bu sosyal desteğe sahip olduğu bir gerçektir. Bizler ailemizden, arkadaşlarımızdan sorunlarla ilgili destek görebiliriz, sosyal çevremiz bizim için yol gösterici bir konumda yer alabilir. Ancak unutulmamalıdır ki sosyal çevremizin yani bu konuda eğitimi olmayan bir kesimin bize yardımı kısıtlı olacaktır ve belki de yanlış yönlendirmelerle karşı karşıya kalınacaktır.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da profesyonellere başvurmak, güvenilir kaynaklardan yardım almak önemlidir. Özellikle öğrencilerin ihtiyaç ve sorunlarının belirlenmesi bunlara mantıklı ve kesin çözümler getirilebilmesi için bu meslek alanına gereken önemin verilmesi, ailelerin bu konuda daha da duyarlı olması gerekmektedir. Bu sayede kişilerin sorunlarının çözülmesinin yanı sıra yaşam kaliteleri, kendinden memnuniyetleri artacak ve tüm bunları başarı ve mutluluk izleyecektir.

EMRE ÇİĞDEM

01.10.2013

Yorum yapın